Tercihler



Tercihlerden oluşur hayat.
 Sabah uyanırken başlar tercihler.
Yataktan kalksam mı, kalkmasam mı...
O okula gitsem mi, gitmesem mi...
Her durumda tercihler oluşur.

Ve
Bir tercihi tercih edersin.

Kimi zaman farkında bile olmadan seçersin.
Kimi zaman uzun uzun düşünürsün.
Bazen bir bakış, bazen bir ses kararını şekillendirir.
Tercihler, gün boyunca zincirleme ilerler.
Bir kahveyi sade mi içeceksin, yoksa şekersiz mi?
Bir mesajı yollayacak mısın, susacak mısın?
Gitmek mi kalmak mı?
Konuşmak mı yutkunmak mı?

Uyanınca hatırladığın bazı rüyalar,
belki de kalbinde gizlediğin seçimlerin yankısıdır.
Belki de rüyalar, yapamadıklarımızın,
görmezden geldiklerimizin
sessiz çığlığıdır. Yaşadığımız ve yaşamayı tercih etmediğimizin özeti…
Her tercih, bir diğer ihtimali geride bırakmaktır.
Ve hayat, o ardımızda bıraktığımız ihtimallerin
kısa bir özeti gibi… Rüyalar, zihnin sahnesinde oynanan bir gölge tiyatrosudur.
Orada bastırılan arzular konuşur, bastırılan korkular yürür.
Bilinç, uykuya dalar ama seçimler uyanıktır.
Çünkü ruh, daima karar vermeye devam eder.
Uyanıkken susturulan ne varsa, rüyalarda dile gelir.
Ve bazen, bir rüya
sana senin bile cesaret edemediğin bir “tercihi” gösterir.
Ya da seni, hiçbir zaman seçmeyeceğini sandığın
bir olasılığın içine bırakır.

Basit gibi görünen bu anlar, aslında yaşamın özüdür.
Çünkü hayat dediğimiz şey, büyük kararların değil,
birbiri ardına gelen küçük seçimlerin toplamıdır.
İnsan çoğu zaman, yaşadığı anın sıradanlığında kaybolur,
ama o an bile geleceğe açılan bir kapıdır.
Kimi zaman bir tereddüt,
kimi zaman bir dürtü yön verir adımlarımıza.
Ve seçtiğin her yol, seçmediğin yüzlerce yol demektir.



Düşünsene, bir hayat düşün,
her anı bir yol ayrımı,
her nefesi bir tercih.
Konuşmak ya da susmak.
Sevmek ya da uzaklaşmak.
Affetmek ya da sırt çevirmek.
Ve biz, çoğu zaman bu tercihlerin farkında bile olmadan
kendimizi inşa ederiz.
Bazen bir bakışla, bazen bir cümleyle,
bazen sadece içimizden geçirdiğimiz bir düşünceyle…

Peki ya tercihlerimiz gerçekten özgür mü?
Yoksa koşullar mı seçer bizim yerimize?
Karar veren kim: Biz mi, geçmişimiz mi?
Bu soruların net bir cevabı yok belki,
ama şurası kesin:
Bir insanın kim olduğunu anlamak istiyorsan,
onun yaptığı tercihlere bak.
Çünkü tercih, insanın imzasıdır.
Sessizce attığı,
ama hayatının tamamında yankılanan bir imza...

 

Hayat, tercihlerden yapılmış uzun bir cümledir.
Sabah gözlerini açtığın an başlar noktalama:
kalksam mı, kalsam mı,
yatağın sıcaklığında biraz daha eksilsem mi dünyadan…

Bir kapı vardır, okula açılan;
gitmek mi, gitmemek mi,
aynı günün iki farklı geleceği gibi durur önünde.
Her durumda bir seçim belirir,
ve sen, çoğu zaman farkına bile varmadan
birini seçmiş olursun.

Kimi zaman düşünürsün, düşünmekle oyalanırsın,
kimi zaman bir bakış yeter,
bir sesin tonu, bir suskunluğun ağırlığı
kararını senden önce verir.
Tercihler, gün boyunca
bir zincirin halkaları gibi eklenir birbirine:

Kahve sade mi olsun, şekersiz mi,
bir mesaj gitsin mi, yoksa
sessizlik mi konuşsun bu kez?
Gitmek mi, kalmak mı?
Konuşmak mı, yutkunmak mı?

Uyanınca hatırladığın rüyalar vardır;
belki de kalbinde sakladığın seçimlerin yankısıdır onlar.
Yapamadıklarının, ertelediklerinin,
üstünü örttüklerinin sessiz çığlığı…
Rüyalar, yaşadıklarımızdan çok
yaşamayı reddettiklerimizin özetidir belki de.

Her tercih, bir ihtimali gömmektir toprağa.
Ve hayat, ardımızda bıraktığımız
o ihtimaller mezarlığının kısa bir dökümü gibi durur önümüzde.
Rüyalar ise zihnin karanlık sahnesinde oynanan
bir gölge tiyatrosu:
Bastırılmış arzular konuşur orada,
bastırılmış korkular yürür.
Bilinç uykuya dalar,
ama seçimler uyanık kalır.
Çünkü ruh, durmadan karar vermeyi sürdürür.

Gündüz susturulan ne varsa
gece dile gelir.
Bazen bir rüya,
senin bile cesaret edemediğin bir tercihi
çıplak hâliyle gösterir sana.
Bazen de asla seçmeyeceğini sandığın
bir ihtimalin ortasına bırakır seni,
kaçacak yer kalmaz.

Basit sanılan bu anlar, yaşamın kendisidir aslında.
Çünkü hayat, büyük kararların değil,
ardışık küçük seçimlerin toplamıdır.
İnsan çoğu zaman anın sıradanlığında kaybolur,
oysa her an, geleceğe açılan gizli bir kapıdır.
Bir tereddüt, bir dürtü,
adımlarımıza yön verir fark ettirmeden.
Seçtiğin her yol,
seçmediğin yüzlerce yol demektir.

Bir hayat düşün:
Her anı bir yol ayrımı,
her nefesi bir tercih.
Konuşmak ya da susmak.
Sevmek ya da uzaklaşmak.
Affetmek ya da sırt çevirmek.
Ve biz, çoğu zaman bunların farkında bile olmadan
kendimizi inşa ederiz.
Bazen bir bakışla,
bazen yarım kalmış bir cümleyle,
bazen yalnızca içimizden geçen
sessiz bir düşünceyle…

Peki, tercihlerimiz gerçekten bize mi ait?
Yoksa koşullar mı seçer bizim yerimize?
Karar veren kimdir:
biz mi, yoksa geçmişimiz mi?
Belki bu soruların net bir cevabı yok.
Ama şurası kesin:
Bir insanı anlamak istiyorsan,
onun yaptığı tercihlere bak.
Çünkü tercih, insanın imzasıdır.
Sessizce atılır,
ama bütün bir ömür boyunca yankılanır.



İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *